Engin Altan Düzyatan: ‘Bana Kötülük Yapanın Bile Kötülüğünü İstemem’
Engin Altan Düzyatan, iyi insan olmanın önemini vurguluyor ve kin tutmadan hayatını sürdürüyor. Yeni filmi ve yapay zeka projesiyle sanat ve teknoloji alanında aktif.

Engin Altan Düzyatan, yoğun bir günün ardından sabah buluşmak üzere sözleşiyoruz. İsmine yakışır bir disiplinle, çekim mekanına herkesten önce gelerek hazırlıklarını tamamlıyor. Konuşurken ses tonu sizi hemen etkisi altına alıyor. Her zamanki gibi formda görünen oyuncu, tüm samimiyetiyle anlatmaya başlıyor.
Altan’ı Nasıl Anlatırsınız?
Oyuncu, yapımcı, fotoğrafçı, iyi bir baba ve eş... Tüm bu sıfatların ötesinde, meraklı ve oyun oynama içgüdüsünü kaybetmemiş bir Altan’dan söz edebilirim. Gün geçtikçe yeni şeyler öğreniyor ve öğrendiklerini aklında tutmaya, oyun oynama tutkusunu canlı tutmaya çalışıyor.
‘İyi İnsan’ Olmak ve Aile Eğitimi
Magazin dünyasında yer almamakla birlikte iş ve aile hayatı oldukça güzel. Kendisi hakkında hep “iyi insan” tanımını duyuyor ve bu kadar düzgün olmanın kendisi için sinir bozucu olmadığını söylüyor. İstanbul’a geldiğinde zor dönemler geçirirken babasına “Beni biraz eksik yetiştirmişsiniz” dediğini, babasının ise “Olsun, sen iyi ol evladım” diyerek karşılık verdiğini aktarıyor.
Hayatı boyunca kimsenin kötülüğünü düşünmediğini vurgulayan Düzyatan, bu yaklaşımın iç huzur sağladığını ve kin ya da nefretin insanı karanlığa sürüklediğini belirtiyor. Kötülük yapanların bile kötülüğünü istemediğini ve meseleleri her zaman Allah’a havale ettiğini ifade ediyor.
Oyunculuk Kariyeri ve Zorlukları
26 yıldır meslekte olan oyuncu, star olmanın keyifli yanları kadar özel hayatın kısıtlanması gibi zorlukları da beraberinde getirdiğini anlatıyor. Ancak bu duruma alıştığını belirtiyor. Dışarıdan parıltılı görünen hayatının kolay olmadığını, kabul ettiği işlerin değil, reddettiklerinin onu şekillendirdiğini vurguluyor. Çok iş reddettiğini ve zor dönemler yaşadığını aktarıyor.
Vazgeçme Anları ve Pozitif Enerji
Vazgeçmeyi düşündüğü anlar olduğunu ancak her zaman devam etme motivasyonunu bulduğunu söylüyor. Hayatın bir telefonla değişebileceğini belirten Düzyatan, olumlu düşünmeyi tercih ettiğini ve enerjinin bir titreşim meselesi olduğunu ifade ediyor. Kötü düşündüğünüzde kötü, iyi düşündüğünüzde ise iyi şeyler çektiğinize inanıyor.
Özel Hayat ve Utangaçlık
Birçok şeyden vazgeçtiğini ve utangaç bir insan olduğunu paylaşıyor. Çok övülünce yüzünün kızardığını, bu yüzden izlenme durumunun ilk yıllarında zorlayıcı olduğunu dile getiriyor. İnsan ilişkilerinde zaman zaman kullanıldığını veya hak etmediği değeri verdiğini düşündüğü anlar yaşadığını, bu dönemlerde hayat anlayışını sorguladığını anlatıyor. Benzer şekilde, İlker Aksum'un zor dönemleri ve eşinin desteği hakkında da samimi açıklamalar bulunuyor.
Aileden Gelen Değerler ve Ego Kontrolü
Değişmeden kalmayı, ailesinden aldığı eğitimle açıkladığını belirtiyor. Mütevazılığın önemini vurgulayan ailesinin öğretileriyle büyüdüğünü söylüyor. Oyunculuk eğitimi sırasında profesyonel büyüdükçe küçülmek gerektiğini öğrendiğini ve egosunu hep dizginlediğini ifade ediyor.
Kendisiyle Mücadele
En büyük savaşının kendisiyle olduğunu, hiç kimseyle savaşmadığını belirtiyor. Daha iyi bir insan, oyuncu, fotoğrafçı, eş ve baba olmaya çalıştığını, bu mücadeleyi hâlâ sürdürdüğünü söylüyor.
Sağlık ve Estetik
Fit kalmasının sırrını günde tek öğün yemek ve düzenli spor yapmak olarak açıklıyor. Cerrahi bir estetik operasyon geçirmediğini, genlerinin iyi olduğunu ve cilt bakımına önem verdiğini ifade ediyor. Estetikle ilgili çıkan yanlış haberlerin bir fotoğrafın kesilerek yayımlanmasından kaynaklandığını anlatıyor.
Sosyal Medya ve Linç Kültürü
Ünlüleri hedef alan linç kültürünü hiç okumadığını, çevresindekilerin anlattığı kadarıyla takip ettiğini belirtiyor. İnsanların istedikleri her şeyi yazmakta özgür olduğunu ve onları anlamak gerektiğini düşünüyor. Kendisi hakkında çıkan asılsız söylentilere cevap vermemeyi tercih ettiğini, çünkü cevap vermenin onları ciddiye almak anlamına geleceğini söylüyor.
Baba Olarak Rolü
10 yaşındaki Emir ve 8 yaşındaki Alara'nın babası olarak çok iyi biri olduğunu, çocuklarına her zaman bir büyükmüş gibi davrandığını anlatıyor. Arkadaş gibi olmaya çalışsa da çocuklarının ondan çekindiğini ifade ediyor. Çalışmadığı zamanlarda tüm gününü onlarla oyun oynayarak geçirdiğini belirtiyor. Yaz aylarında çocuklarıyla fazla vakit geçirmek için uzun yıllar film yapmadığını paylaşıyor.
Çocukların Eğitimi ve Dubai Seçimi
Çocukların eğitimi için Dubai'yi tercih etmelerinin sebebinin eğitim sistemi değil, uluslararası arkadaş çevresi oluşturmak olduğunu söylüyor. Yurt dışından eğitim alan birçok arkadaşının çocuklarının dünyanın birçok yerinde arkadaşları olduğunu aktarıyor. Türk kimliklerini koruyarak farklı kültürleri tanımalarının önemli olduğunu düşünüyor.
Londra'daki yaşamını ise okulların sisteminin güzel olduğunu ancak kötü alışkanlıkların kontrolünün zor olduğunu belirterek tercih etmediğini açıklıyor. Dubai'de ise kontrolün daha iyi sağlandığını, eşinin kardeşinin orada yaşamasının da tercih sebeplerinden biri olduğunu anlatıyor.
Dubai’de Yaşanan Gerilim
Dubai’ye bombaların düştüğü dönemde yaşadıklarını anlatırken, jeopolitik durumu baba olarak değerlendirdiklerini ve böyle bir durumla karşılaşmayı beklediğini ancak bu kadar hızlı olmasını tahmin etmediğini söylüyor. Kendi evlerinin denize yakın değil, çöl tarafında olduğu için daha az ses duyduklarını ve okullar tatil olunca oradan ayrıldıklarını ifade ediyor.
Yeni Film: ‘Bir Adam Yaratmak’
Yeni filmi ‘Bir Adam Yaratmak’ 1 Mayıs Cuma günü vizyona girdi. Film, Necip Fazıl’ın eski bir tiyatro metninden uyarlanmış ve insanın varoluşuyla ilgili ağır sorgulamaları içeriyor. Filmde, kendi hayatını örnek alarak tiyatro metni yazan bir yazarın, çevresindekilerin sorularıyla hayatı yeniden sorgulaması anlatılıyor.
Filmde, ‘Delilik mi yoksa hayatta normal yaşamak mı daha doğru?’ soruları işleniyor. Düzyatan, rolü oynarken çok ağır zamanlar geçirdiğini, karaktere kendini çok fazla kaptırdığını ve rolün ezberinin zor olduğunu belirtiyor. Ancak sonucundan memnun olduğunu ve karşılığını bulmasını umduğunu söylüyor.
Delilik ve Oyunculuk
Deliliğin ince bir çizgi olduğunu, oyunculuk mesleğinin de delilikle çok yakın olduğunu ifade ediyor. Üniversitede akıl sağlığını kaybeden arkadaşları olduğunu, rolüne fazla kaptırmanın Sırat Köprüsü’nde yürümek gibi riskli olduğunu söylüyor. Akıl sağlığını korumayı tercih ettiğini, filmdeki Hüseyin karakterinin ise etrafındakiler tarafından deli olarak görülmek istediğini ve sınırları zorladığını ancak delirmediğini anlatıyor.
Yapay Zeka Projesi
Yapay zeka ile ilgili yeni bir projesi olduğunu, yapımcı olarak bu teknolojiyi kullanarak bir platform oluşturmak için uzun süredir çalıştığını paylaşıyor. Yeniliklere karşı durulmaması gerektiğini savunan Düzyatan, analogdan günümüze gelen teknolojik gelişmeleri yakından takip ettiğini belirtiyor. Bu bağlamda, Giray Altınok'un eğlence sektöründeki projeleri ve yapımcılık deneyimi de ilgi çekici bilgiler sunuyor.
Lale Güneş
Haber Editörü
Deneyimli haber editörü ve yazar.