4 Haziran 2026 Perşembe
Sosyal Medya20 03 202614:532 dk okuma1 okunma

Araştırma: TikTok'ta Ruh Sağlığıyla İlgili Yanlış Bilgi Yüzde 56’ya Ulaşıyor

Araştırma, TikTok'ta ruh sağlığıyla ilgili paylaşımların %56'sının yanlış bilgi içerdiğini ortaya koydu. Nöroçeşitlilik konularında yanlış bilgi oranı daha yüksek.

Araştırma: TikTok'ta Ruh Sağlığıyla İlgili Yanlış Bilgi Yüzde 56’ya Ulaşıyor

Yeni bir araştırma, ruh sağlığı ve nöroçeşitlilik konularında sosyal medyada paylaşılan içeriklerin yarısından fazlasının, özellikle TikTok platformunda, yanlış bilgi içerdiğini ortaya koydu. Otizm, DEHB, şizofreni, bipolar bozukluk, depresyon, yeme bozuklukları, obsesif kompulsif bozukluk (OKB), kaygı ve fobilerle ilgili 5 bin sosyal medya paylaşımının yüzde 56'sına varan oranının hatalı veya kanıta dayanmayan bilgiler barındırdığı belirlendi.

Nöroçeşitlilik Konularında Yanlış Bilgi Oranı Daha Yüksek

Otizm ve DEHB gibi nöroçeşitlilikle ilgili paylaşımlarda, diğer ruh sağlığı konularına kıyasla daha yüksek düzeyde yanlış bilgiye rastlandığı kaydedildi. East Anglia Üniversitesi'nden araştırmanın ortak yazarı Eleanor Chatburn, "Çalışmamız sosyal medyada yanlış bilgi oranlarının yüzde 56’ya kadar çıkabildiğini gösterdi. Bu da, içerikler her zaman doğru olmasa da ilgi çekici videoların çevrimiçi ortamda ne kadar hızlı yayıldığını ortaya koyuyor" dedi.

Sosyal Medya Platformlarında Yanlış Bilgi Analizi

Araştırmacılar, YouTube, TikTok, Facebook, Instagram ve X gibi platformlardaki ruh sağlığı ve nöroçeşitlilikle ilgili bilgilerin doğruluğunu inceleyen 27 çalışmayı değerlendirdi. Bu çalışmalardan 17'sinde yanlış bilgi tespit edildi ve oranlar platformlara ve konulara göre farklılık gösterdi. Örneğin, YouTube Kids'teki kaygı ve depresyon videolarında yanlış bilgi oranı yüzde 0 iken, YouTube'daki MR klostrofobisi videolarında yüzde 56,92’ye kadar yükseldi.

Yanlış bilgi oranı TikTok'ta diğer platformlara göre sürekli olarak daha yüksek çıktı; DEHB ile ilgili TikTok videolarında bu oran yüzde 52, otizmle ilgili videolarda ise yüzde 41 olarak belirlendi. Buna karşılık, YouTube'da ortalama yanlış bilgi oranı yüzde 22, Facebook'ta ise yüzde 15 civarındaydı.

Gençlerin Ruh Sağlığı Bilgisine Erişimi ve Riskler

Chatburn, sosyal medyanın birçok genç için ruh sağlığı hakkında bilgi edinme açısından önemli bir kaynak olduğunu belirtti. Ancak erişilebilir ve güvenilir kaynakların bulunmadığı durumlarda yanıltıcı içeriklerin hızla yayılabildiğini vurguladı.

Dünya Sağlık Örgütü'ne (DSÖ) göre, 10-19 yaş grubundaki gençlerin yedide biri bir ruhsal bozuklukla karşılaşıyor; bu yaş grubundaki küresel hastalık yükünün yüzde 15'ine denk geliyor. Ergenlerde depresyon, kaygı ve davranış bozuklukları hastalık ve engelliliğin başlıca nedenleri arasında yer alıyor.

Araştırma yazarları, günümüzde pek çok gencin belirtilerini ve olası tanılarını anlamak için sosyal medya platformlarına yöneldiğini belirtti. Chatburn, "TikTok içeriklerinin, gençlerin ruhsal veya nörogelişimsel rahatsızlıkları olabileceğine giderek daha fazla inanmasıyla bağlantılı olduğunu düşünüyoruz" dedi. Ayrıca, böyle bir sorgulamanın yararlı bir başlangıç noktası olabileceğini, ancak mutlaka uzman bir klinik değerlendirmeyle sonuçlanması gerektiğinin altını çizdi.

Yanlış Bilginin Toplumsal ve Klinik Etkileri

Yanlış bilginin sıradan davranışları hastalık olarak damgalama ve ciddi rahatsızlıklarla ilgili yanlış anlamaları derinleştirme riski taşıdığı uyarısında bulunan Chatburn, "Yanlış fikirler yayıldığında damgalamayı artırabilir ve insanların gerçek anlamda yardıma ihtiyaç duyduklarında destek arama olasılıklarını azaltabilir" dedi.

Chatburn, yanıltıcı ve kanıta dayanmayan tedavi önerileriyle karşılaşmanın, bireylerin uygun bakıma erişimini geciktirebileceğini de ekledi.

Paylaş:
Neslihan Aktaş

Neslihan Aktaş

Haber Editörü

Deneyimli haber editörü ve yazar.

Magazin Bülteni 2025 Her Hakkı Saklıdır.