4 Haziran 2026 Perşembe
Röportaj29 03 202607:534 dk okuma1 okunma

İpek Aslan’dan Antakya’nın Kültür ve Mutfağına Vefa: ‘Antakyalılar Misafirperverliğiyle Bilinir’

İpek Aslan, Antakya'nın kültür ve mutfağını yaşatmak için 7 yıldır UNESCO Hatay Gastronomi Evi'ni yönetiyor. Deprem sonrası yazdığı kitabıyla şehrin yeniden dirilişini anlatıyor.

İpek Aslan’dan Antakya’nın Kültür ve Mutfağına Vefa: ‘Antakyalılar Misafirperverliğiyle Bilinir’

Antakya doğumlu İpek Aslan, uzun yıllardır Hatay'ın zengin kültürel mirasını ve gastronomi çeşitliliğini gün yüzüne çıkarmak için çalışmalar yapıyor. Hatay Büyükşehir Belediyesi çatısı altında faaliyet gösteren UNESCO Hatay Gastronomi Evi'nin yaklaşık yedi yıldır yöneticiliğini üstlenen Aslan, şehrin mutfak kültürünü sadece yemek tarifleriyle değil, tarih, sanat ve yaşam biçimiyle birlikte anlatmayı amaçlıyor.

Depremin Ardından Yeni Bir Dönem

6 Şubat 2023'te yaşanan depremin ardından Antakya’da yaşanan yıkım, İpek Aslan’ın hayatında da yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Deprem sonrası konteynerlerde yaşamaya devam ederken kaleme aldığı “Bir Kadın, Bir Hikâye: Antakya” adlı kitabında, şehrin yeniden ayağa kalkma sürecini ele aldı.

Hatay’ın Güncel Durumu

Aslan, Hatay’ın yaralarını sarmaya çalışan ve yeniden güçle ayağa kalkma iradesini gösteren kadim bir şehir olduğunu belirtti. Depremden sonra mahallelerin, sokakların ve yapıların yeniden inşa edildiğini, altyapıdan konutlara kadar kapsamlı çalışmaların devam ettiğini ifade etti. Ancak şehrin sadece fiziksel değişimlerle anlatılamayacağını, Hatay’ın güçlü bir hafızaya ve kültürel derinliğe sahip olduğunu vurguladı.

İnsanlarda kaybın hüznüyle birlikte yeniden başlama kararlılığının bir arada bulunduğunu söyleyen Aslan, Hataylıların dayanışmayı, paylaşmayı ve üretmeyi sürdürdüğünü, gastronomi, sanat, kültür ve eğitim alanındaki çalışmaların bu kimliğin en önemli taşıyıcıları olduğunu belirtti. Yaklaşık üç yıl içinde devlet ve milletin dayanışmasının Hatay’ın en büyük gücü olduğunu dile getirdi.

Kitabın Doğuşu ve Yazım Süreci

6 Şubat depreminden sonra İzmir’e gittiğini, 20 Şubat’ta ise Antakya’ya döndüğünü aktaran Aslan, ilk günlerde temel ihtiyaçların karşılanmasının öncelikli olduğunu söyledi. Hatay Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle Gastronomi Evi’ni yeniden kurarak bu ihtiyaca cevap vermeye çalıştıklarını ifade etti. Zamanla Gastronomi Evi’nin Hatay’ın gastronomi kültürünü, tarihini ve yaşam biçimini yansıtan bir buluşma noktası haline geldiğini anlattı.

Bir misafirinin "Bu kültürü artık şehirde göremiyoruz, mutlaka kayıt altına almalısınız" sözlerinin kendisi için dönüm noktası olduğunu ifade eden Aslan, Antakya’nın sadece doğduğu yer değil, kimliğini oluşturan bir yer olduğunu, kitabını da bu şehre duyduğu vefa borcunun bir ifadesi olarak kaleme aldığını belirtti.

Kitabı, deprem sonrası konteynerde yaşarken yazdığını ve anılara dönmenin kolay olmadığını ancak yazdıkça iyileştiğini söyledi. Ailesi İzmir’e yerleşirken kendisinin Antakya’da kalmayı seçtiğini ve bu süreçte içindeki gücü fark ettiğini anlattı. Kitabın hem Antakya’nın hafızasını koruma hem de kendi iyileşme yolculuğunun bir parçası olduğunu vurguladı.

Antakya’nın Değerleri ve Kitabın Misyonu

Kitabı yazarken Antakyalı kimliğini ve şehriyle kurduğu güçlü bağları anlatmak istediğini belirten Aslan, Hatay’a gelen ünlü devlet adamlarını karşılarken insanların sevgisi ve misafirperverliğiyle kurulan gönül köprüsünü yakından gördüğünü söyledi. Her ziyaretçinin şehirden izler taşıyarak döndüğünü ifade etti. Kitabın sadece bir anı ya da şehir hikayesi değil, taşıdığı değerlerin ve insanlarla kurduğu bağın yansıması olduğunu dile getirdi.

Aslan, Antakya’da kaybolmaması gereken en önemli değerlerin birlikte yaşam kültürü ve hoşgörü olduğunu vurguladı. Ayrıca misafirperverlik ve insan sevgisinin şehrin ruhunu oluşturduğunu belirtti. Antakya’nın yaklaşık 600 özgün yemeği olduğunu, bu yemeklerin yalnızca karın doyurmakla kalmayıp geçmişi, kültürü ve insanları birbirine bağlayan bir köprü işlevi gördüğünü ifade etti.

Geleneksel Tarifler ve Kültürel Anlamlar

Kitapta Antakya’nın geleneksel tarifleri ve bu yemeklerin hikayelerinin de yer aldığını söyleyen Aslan, her yemeğin ardındaki kültürel anlamı aktardığını belirtti. Türkiye’nin birçok yerinde benzer yemekler yapılsa da Antakya’da her yemeğin kendine özgü bir anlam taşıdığını anlattı. Örneğin, künefenin sadece bir tatlı olmadığını, aynı zamanda bir kültür ifadesi olduğunu, hirise ve aşurun ise geleneklerin ve toplumsal belleğin bir parçası olduğunu vurguladı.

Bu hikayelerin unutulmaması gerektiğine inandığını ve kitabında sadece tarifleri değil, yemeklerin kültürel anlamlarını da aktardığını söyledi. Böylece gelecek nesillerin yemekleri ve Antakya’nın kültürünü, tarihini tanıyabileceğini belirtti.

Geleceğe Umutla Bakış

Bugün Antakya’ya baktığında umut ve direnç hissettiğini söyleyen Aslan, birlikte yaşama kültürünü iyi kavramış bir toplum olarak bu kültür olmadan varlıklarını sürdüremeyeceklerini ifade etti. İnsanların dayanışması, misafirperverlik ve kültürel birikimleriyle geçmişten aldıkları mirası yaşattıklarını ve geleceğe umutla baktıklarını belirtti.

Kitabı okuyanların Antakya’nın eşsiz ruhunu, mutfağında, kültüründe ve tüm değerlerinde hissedebilmesini dilediğini söyledi. Antakya’nın farklı inanç ve kültürlerin bir arada yaşadığı özel bir yer olduğunu, bu birlik ve beraberlik ruhunun her zaman yaşamasını temenni ettiğini ekledi.

Okurlara Güçlü Mesaj

Son olarak, Antakya’nın hikayesini geleceğe taşıyan bir yazar olarak okurlarına "Vazgeçmeyelim. Düşsek de her seferinde yeniden kalkacağız. Gönlümüz kırılmış olsa da tekrar hayata devam edeceğiz ve adım atmayı sürdüreceğiz." mesajını iletti.

Paylaş:
Burcu Kaya

Burcu Kaya

Haber Editörü

Deneyimli haber editörü ve yazar.

Magazin Bülteni 2025 Her Hakkı Saklıdır.