Alida Sun, Kod ve Dokumayı Birleştirerek Dijital Sanatı Bedensel Hale Getiriyor
Alida Sun, kod ve dokumayı birleştirerek dijital sanatı bedensel ve dokunsal bir deneyime dönüştürüyor. Geleneksel zanaat ve teknoloji arasındaki bağları sanatında keşfediyor.

Berlin merkezli sanatçı ve teknoloji uzmanı Alida Sun, hareketleriyle birlikte canlı renkli geometrik formları harekete geçirerek, adeta ritmik bir görsel-işitsel deneyim yaratıyor. Sun’ın eserleri, geometrik desenler ile titreşimli ve neredeyse işitsel bir görsel dilin birleşimini sunuyor.
Sanatçı, geliştirdiği ve "görsel-işitsel bir enstrüman" olarak tanımladığı sistem sayesinde ışığı algılayarak hareketlerini hem görüntüye hem sese dönüştürüyor. Disiplinlerarası çalışan Sun, bu sistemle 2500 gün boyunca, yani yaklaşık yedi yıl boyunca kesintisiz günlük üretim gerçekleştirdi.
"Her gün kod yazmaya başladığımda, süreci hem iyileştirici hem de eğlenceli yapmam gerektiğini biliyordum; çünkü uzun süre ekran başında kod yazmak sağlıklı değil," diyor Sun, Euronews Kültür’e verdiği röportajda.
Bu yüzden üretimini bedensel hareketle etkileşimli bir yazılım üzerine inşa ettiğini belirten Sun, kod yazmanın artık onun için tamamen fiziksel bir deneyime dönüştüğünü ifade ediyor. Method Delhi’de gerçekleşen "RITES" adlı sergisinde, kodun bedenselleştirilmesi ve zanaat tarihini araştırdı.
Nisan ayında Viyana Güzel Sanatlar Akademisi’nde "RITES" ve kodun bedenselleşmesi üzerine bir ders verecek olan Sun, Stockholm’de Women In Tech Sweden konferansında günlük üretim pratiğini paylaşacak.
Teknoloji ve Geleneksel Zanaatın Buluşması
STEM alanında eğitim alan Sun, üniversite yıllarından itibaren ışık temelli ve etkileşimli sanata yöneldi. Teknoloji temelli sanatın fiziksel mekanları dönüştürme gücünden etkilenerek, kod temelli üretimini daha mahrem ve dokunsal bir deneyime taşımaya çalışıyor.
"İnsanların telefon ekranları aracılığıyla sanata bağlanabilmesi ve benim kod işlerimi üretirken fiziksel varlığımı kullanmamın izleyiciler üzerinde fiziksel bir etki yaratması beni hâlâ büyülüyor," diyor Sun. "Kod genellikle tamamen zihinsel bir alan olarak görülür; ben ise bu ayrımı sorgulayıp kırmaya çalışıyorum."
"RITES" projesi kapsamında Sun, kod tabanlı işlerini el dokuması ve nakışlı duvar halılarına dönüştürdü. Bu çalışmalar, Delhi merkezli kar amacı gütmeyen Swami Sivananda Memorial Institute of Fine Arts & Crafts (SSMI) bünyesindeki kadın zanaatkârlarla birlikte üretildi.
Sergi, teknolojiyi alternatif bir bakış açısıyla sunarken, modern hesaplamalı programlamanın gelişimine kadınların yaptığı ancak çoğunlukla görünmez kalan katkıları ön plana çıkarıyor.
Dokuma ve Kodun Tarihi Bağları
Parlak renklerle ve ince işçilikle hazırlanan duvar halıları, modern programlamanın köklerinin geleneksel olarak kadın emeğiyle ilişkilendirilen dokuma pratiğine dayandığını anlatıyor. Sun, ABD’nin New England bölgesinde Apollo görevlerinin yazılımını el dokuması bakır "kordlara" işleyen kadınlara atıfta bulunuyor:
"İnsanlığı Ay’a götüren belleği kelimenin tam anlamıyla kadınlar dokudu."
Core-rope memory olarak bilinen bu teknoloji, dokumaya benzer bir yapıya sahipti ve kodlayan kadınların önemli bir kısmı daha önce tekstil fabrikalarında çalışmıştı.
Sun, SSMI’daki kadın zanaatkârlarla işbirliği yaparak hem zanaatkâr mirasını sürece dahil etmek hem de üreticilerle yakın ilişkiler kurmak istedi. Zanaatkârların kendi desen ve çiçek motiflerini işleyerek eserlerin önemli bir parçası haline gelmeleri, el emeği kültürünü görünür kıldı.
Sanat ve Zanaat Arasındaki Hiyerarşiye Eleştiri
Dokumaya ve zanaatkârların teknik ustalığına odaklanan Sun, kadın sanatçılığını kutlamanın önemine vurgu yapıyor. Ona göre, kadınların ürettiği ifade biçimleri genellikle sanat değil "zanaat" kategorisine itilerek önemsizleştiriliyor.
Sanat ile zanaat arasındaki bu hiyerarşinin ataerki ve sömürgecilikle derin bağları bulunduğunu belirten Sun, bu durumun kadınların sanatsal girişimlerinin önünü kapattığını ifade ediyor.
Sanat tarihçileri Griselda Pollock ve Rozsika Parker’ın 1998 tarihli "Crafty Women and the Hierarchy of the Arts" adlı makalesinde de belirtildiği gibi, sanatçının cinsiyeti, sanatın nasıl algılandığını ve tartışıldığını belirleyen önemli bir faktör.
"RITES" sürecinde Sun ile SSMI’den zanaatkârlar arasında sürekli bir diyalog kuruldu. Farklı kültürel bağlamlar ve dil bariyerlerine rağmen, ataerkiyle mücadele deneyimleri ve yaratıcı süreçteki ortak sevinç, işbirliğinin temelini oluşturdu. Sun, bu yolculuğa başlarken temel amacını şöyle belirtiyor:
"Sadece eğlenin."
Renk ve Oyunla Kod Yazmanın Keyfi
Ortaya çıkan eserler güçlü bir neşe duygusu taşıyor. Örneğin, "Protect your playful whimsy at all costs" adlı eser, çarpıcı pembe bir zemin üzerine küçük nakışlı çiçekler ve çizgisel motiflerle üç boyutlu bir etki sunuyor. "Women pioneered electronic sound art" adlı çalışmada da benzer bir dokunsallık ve derinlik hissediliyor.
Sun, mevcut teknoloji ekosisteminin dışına çıkarak kendi sistemini kurdu. İlk dönemlerde çoğunlukla siyah-beyaz eserler üretirken, kısa sürede renkle çalışmaya başladı.
Sanatı oyuncu ve kaygısız bir dile sahip. Bu "feminen" özellik, yerleşik teknoloji anlatılarına meydan okuyor. Sun, "En altüst edici olan şey, 'kızlık' hali ve feminen nitelikler," diyor ve kadınların teknoloji alanındaki erkek egemen anlatıları sorgulamasını heyecan verici buluyor.
177 bin takipçisi bulunan Instagram hesabında ve üretimlerinde teknoloji dünyasındaki dışlayıcı sistemleri aktif şekilde eleştiriyor.
Günlük Üretim ve İyileştirici Kod Süreci
Sun, günlük üretim yolculuğuna devam ederken oyun ve hareket duygusuna sıkı sıkıya bağlı kalıyor. Kod yazma sürecini çok daha eğlenceli ve iyileştirici hale getirdiğini belirtiyor:
"Kodda benim için tuhaf bir şekilde şifa verici bir şey var."
Geçtiğimiz ay Method Delhi’de sona eren "RITES" sergisi şu anda çevrimiçi olarak izlenebiliyor. Sanatçının yaklaşan sergileri ise büyük ilgiyle bekleniyor.
Burcu Kaya
Haber Editörü
Deneyimli haber editörü ve yazar.