4 Haziran 2026 Perşembe
Eğlence02 04 202619:183 dk okuma1 okunma

Brüksel’de Art Deco ve Art Nouveau eserleri nadir biçimde sergilendi

Brüksel'de Art Deco ve Art Nouveau eserleri nadir sergilenerek mimari miras korundu. 60 mekan profesyonel rehberlerle ziyaretçilere açıldı.

Brüksel’de Art Deco ve Art Nouveau eserleri nadir biçimde sergilendi

Belçika’nın başkenti Brüksel’de son bir ay boyunca, şehirdeki çok sayıda tarihi yapı meraklı ve istekli ziyaretçilere kapılarını açtı. 2025’in "Art Deco Yılı" olarak ilan edilmesinin ardından gerçekleştirilen Brussels Art Nouveau and Art Deco etkinliği kapsamında, kent genelinde yaklaşık 60 farklı mekan programa dahil edildi.

Bu mekanlar arasında özel konutlar, sıra evler, kurumsal binalar ve eski sanayi alanları gibi çeşitli yapılar yer aldı. Profesyonel rehberlerin eşliğinde düzenlenen turlar sayesinde ziyaretçiler, mimari detayları ve restorasyon süreçlerini yakından inceleme fırsatı buldu. Birçok mekân, adeta zaman durmuşçasına korunmuş ve özgün kullanımıyla dikkat çekti.

Etkinlik ve Katılım

Etkinliğin organizatörü Explore.Brussels’ın Program & Communication Direktörü Amaury de Semt, toplamda 19.426 bilet satıldığını ve kapasitenin neredeyse tamamının dolduğunu belirtti. Programda 50’ye yakın rehberli yürüyüş ve bisiklet turunun yanı sıra konferanslar, sergiler, konserler ve farklı hedef kitlelere yönelik kapsayıcı etkinlikler de yer aldı.

BANAD Festivali ve Mimari Miras

2017’den bu yana düzenlenen BANAD (Brussels Art Nouveau and Art Deco) festivali, kökleri 2001 yılına dayanan bienallerden türemiş olup, Brüksel’in önde gelen mimari örneklerini ön plana çıkarmayı ve kentin kültürel mirasını korumayı amaçlayan yıllık bir etkinliktir.

Brüksel, özellikle öncü mimar Victor Horta’nın (1861-1947) çalışmaları sayesinde Art Nouveau akımının doğduğu şehirlerden biri olarak kabul edilmektedir. Bu akım, demir, cam ve organik formların yenilikçi kullanımıyla tanımlanır. Ayrıca kentte yaklaşık 500 yapı ile dikkat çekici bir Art Deco yoğunluğu da mevcuttur. Bu yapılar büyük ölçüde iyi korunmuş durumdadır, bu da Brüksel’i akademisyenler, tarihçiler ve mimarlar için önemli bir referans noktası haline getirmektedir.

Art Nouveau’dan Art Deco’ya Geçiş

Şehir sokaklarında Art Nouveau ve Art Deco arasındaki geçişi somut biçimde gözlemlemek mümkündür. Art Nouveau, 1890’lar ile 1910 arasında zirveye ulaşmış, ardından yavaş yavaş Art Deco’nun geometrik diline evrilmiştir. Mimarlar, akışkan çizgiler ve çiçek motiflerinden uzaklaşıp simetri, soyutlama ve betonarme gibi endüstriyel malzemeleri tercih etmiştir. Brüksel’de birçok yapı ise iki üslubun unsurlarını bir arada barındırmaktadır.

Mimari Koruma ve Destekler

Brüksel Bölgesi ve Brüksel Belediyesi, mimari mirasın korunması için önemli bütçeler ayırmaktadır. BANAD’a katılan bölgesel miras kurumu Urban.Brussels, 2026 yılında şehir genelinde sürdürülebilir yenileme ve cephe iyileştirme çalışmaları için 56 milyon avroluk kaynak sağlandığını açıkladı. Ayrıca Brüksel Belediyesi, 2015 bütçesinde kentsel planlama ve miras için özel olarak 5,6 milyon avro ayırdı. Bu meblağ, yaya bölgesindeki binaların cephelerinin yenilenmesine yönelik hibe programlarını da kapsamaktadır.

Modernizmin Programa Dahil Edilmesi

BANAD festivali için 2026 yılı, programda Modernizm akımının da yer almasıyla tarihi bir dönüm noktası teşkil etti. Amaury de Semt, onuncu edisyonu kutlanan festivalde Modernizm’in Art Nouveau ve Art Deco’ya eklenmesinin büyük bir yenilik olduğunu ve ziyaretçiler tarafından olumlu karşılandığını ifade etti.

Modernizm, 20. yüzyılın başlarında süsleme ağırlıklı üsluplara tepki olarak ortaya çıktı. İşlevselliği ön planda tutan tasarım anlayışı, yalın çizgiler ve yeni inşaat teknikleriyle dönemin toplumsal ve teknolojik dönüşümlerini yansıttı. Brüksel’de modernist mimari çoğunlukla Art Deco ile iç içe geçerek, dışarıdan minimalist görünümüne karşın iç mekanları zengin biçimde süslenmiş hibrit yapılar ortaya çıkardı. Bu akım, kentsel büyüme ve konut ihtiyacına yanıt vererek daha standart ve verimli yaşam alanları sundu.

Kent Tarihine Kapsamlı Bakış

Kentin mimari tarihini bütüncül olarak anlatmak amacıyla BANAD, konut mimarisinde ileri görüşlü yaklaşımı ve işlevsel tasarım ilkeleriyle tanınan mimar Louis-Herman De Koninck’in (1896-1984) imzasını taşıyan Villa Berteaux ve Dotremont evi gibi yapıları da öne çıkardı.

Art Deco ve Art Nouveau kapsamında ise ziyaretçiler, tamamı Victor Horta’nın başyapıtı olan Hôtel Solvay, Hôtel Tassel ve Hôtel Max Hallet gibi simge yapıları gezme imkanı buldu. Art Deco durakları arasında lüks Villa Empain ile iki savaş arası dönemin stil geçişini yansıtan Palais de la Folle Chanson ön plana çıktı. Ayrıca ziyaretçiler, ilk kez Van Keirsbilck evi, Villa Berteaux, Slagmolder evi ve Fondation Universitaire gibi yeni açılan mekanları da ziyaret etti.

Paylaş:
Lale Güneş

Lale Güneş

Haber Editörü

Deneyimli haber editörü ve yazar.

Magazin Bülteni 2025 Her Hakkı Saklıdır.