Şair Akif Kurtuluş, Nilüfer Belediyesi’nin Şairin Şiir Evreni Söyleşisine Konuk Oldu
Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği “Şairin Şiir Evreni” söyleşisinde şair ve yazar Akif Kurtuluş, edebiyatın kutsallarla yüzleşme gerektirdiğini ve huzur arayanların işi olmadığını vurguladı.
Nilüfer Belediyesi, edebiyat dünyasının önemli isimlerini Bursalı okurlarla buluşturmaya devam ediyor. Nâzım Hikmet Kültürevi’nde gerçekleştirilen “Şairin Şiir Evreni” söyleşi dizisinin bu ayki konuğu, Türk şiirinin ve düşünce dünyasının önde gelen isimlerinden Akif Kurtuluş oldu. Şair Altay Öktem’in moderatörlüğünde gerçekleşen etkinlikte Kurtuluş, şiir anlayışı ve edebiyatın toplumsal işlevi üzerine önemli değerlendirmelerde bulundu.
40 yılı aşkın edebiyat yolculuğunda belirli bir poetika ya da kılavuzla hareket etmediğini belirten Akif Kurtuluş, şiirin hazır cevaplar sunmadığını dile getirdi. "Ben hayatıma yeni sorular eklemek için şiir yazdım. Edebiyat doğru cevap vermenin peşinde değildir. Eğer edebiyatla ilgili konuşuyorsak, elimizde bir doğru cevap şablonu yoktur" ifadelerini kullandı.
Kurtuluş, edebiyatın yazarın kendi kimlikleri ve çevresiyle hesaplaşmasıyla mümkün olduğunu vurguladı. Bu yüzleşmenin sancılı bir süreç olduğunu belirten yazar, toplumdaki hakim kimliklerin sorgulanmasının önemine dikkat çekti. "Erkeğim, Türküm, Sünniyim. Bunların hepsi hakim kimlikler. Bu kimliklerle yüzleşmeden edebiyat yapamazsınız. Kadın cinayetlerinin yaşandığı, eril dilin hakim olduğu bir ülkede, bu kimlik terbiyesiyle hesaplaşmadan kendinizi yeniden tarif etmeden edebiyat yapılamayacağına inandım" dedi. Ayrıca edebiyatın kökeni olan "edep" kavramına rağmen bu arayışın onu "edepsiz" kıldığını, çünkü yüzleşmenin yerleşik ahlak ve terbiye anlayışının dışına çıkmayı gerektirdiğini belirtti. "Edebiyat huzur arayanların işi değildir. Kutsallarınızı kapının önünde bırakmaya hazır değilseniz, edebiyat hayatınızda olmasın" diye ekledi.
1970’li ve 80’li yılların şiir iklimindeki "biz" dili ile kendi şiirlerindeki "ben" vurgusu arasındaki farkı da ele alan Kurtuluş, toplumsal meselelere duyarlı olmakla birlikte bireysel vicdanın önemine işaret etti. O dönemde toplumdaki yanlışları ve şiddeti görmezden gelmediğini ifade eden Kurtuluş, "Ben" demenin bencillik olmadığını, aksine kişinin kendisiyle ve dünyayla boğuşması anlamına geldiğini söyledi.
Söyleşi, Akif Kurtuluş’un okurların sorularını yanıtlaması ve kitaplarını imzalamasıyla sona erdi.
YORUMLAR
