Doç. Dr. Oğuz Haşlakoğlu ve Uğur Polat, sanatın insan bilincinin taşma biçimi olduğunu ortaya koyan altı bölümlük bir düşünce programını Zeytinburnu Kültür Sanat’ta yürütüyor. Uğur Polat’ın sunduğu söyleşi dizisinde Haşlakoğlu; “mimetik bilinç” kavramı etrafında sanatın felsefe, bilim, tasarım ve yapay zekâyla ilişkisini tartışıyor. Program, “Sanat öğretilebilir mi?” ve “Makine düşünebilir mi?” gibi soruların izini sürüyor. 16 Şubat Pazartesi günü gerçekleşen söyleşide “Sanat ve Eğitim” konusu ele alındı.
Bir Serebral Taşma Olarak Sanat, sanatın farklı alanlarla ilişkisini tartışıyor. Uğur Polat’ın sunduğu söyleşi dizisinde Doç. Dr. Oğuz Haşlakoğlu, sanatı kökeni ve tarihiyle birlikte ele alarak sanatın bir üretim değil, bir taşma biçimi olduğunu ortaya koyuyor. 16 Şubat Pazartesi akşamı saat 19.30’da başlayan söyleşide “Sanat ve Eğitim” konuşuldu.
“Sokrates, çocukların eğitimine karşıydı.”
Doç. Dr. Oğuz Haşlakoğlu, Sokrates’in bugün bütün dünyada uygulanan türde bir eğitime karşı olduğunu vurguladı:
“Sokrates, çocukların eğitimine karşı. Çocukları niye eğitelim ki, diyor. Gerek olmadığını düşünüyor. Sokrates’e göre çocuklar o kadar taze ki onlar için en iyi olanı versen aslında bir tür şartlandırmaya tabi tutarsın. Çocuk için en iyisi budur, şeklinde bir şey yapılamaz. Bat düşüncesinin temelini oluşturan eğitimi format kısmına karşı. Format meselesi, ilkokuldan üniversiteye kadar giden hikâyenin esası. Dolayısıyla Sokrates buna karşı. Ama çocukların kaçınılmaz şekilde bilgiyle tanışmaları lazım. Bu nasıl olabilir? Elbette oyunla.”
“Mantık, sözel alanın olmazsa olmazı olarak görülmeli.”
Doç. Dr. Oğuz Haşlakoğlu, eğitimde kullanılan sayısal-sözel mantığına dair konuştu:
“Sayısal ve sözel ayrımı yapılıyor. Sayısalda matematik merkezde. Sözelde de mantığın merkezde olması gerekir. Sayısal alanda matematiği yeter koşul olarak öğrettiğimiz gibi sözelde de mantığı böyle düşünmemiz lazım. Bunu yaptıktan sonra zaten sayısal ve sözel birbirleriyle çalışırlar. İlişki kurulmuş oluyor çünkü. Matematiksel mantık diye bir alan var. Ama sözel, tamamen retoriğe dönüşmüş. Bu yüzden sosyologlar sürekli ahkam kesiyorlar ama bakınca tamamen verbiyaj. Arkasında çalışan bir mantıkla bilgi yok. Çünkü işin içine mantık girdiği anda bilgi de var demektir.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı