“Bir Serebral Taşma Olarak Sanat” Programının İlk Söyleşisi Gerçekleşti

Doç. Dr. Oğuz Haşlakoğlu ve Uğur Polat, sanatın insan bilincinin bir taşma biçimi olduğunu tartıştıkları altı bölümlük programın ilk söyleşisini Zeytinburnu Kültür Sanat'ta gerçekleştirdi.

KÜLTÜR - SANAT - 27-11-2025 15:05

Doç. Dr. Oğuz Haşlakoğlu ve Uğur Polat, sanatın insan bilincinin taşma biçimi olduğunu ortaya koyan altı bölümlük bir düşünce programını Zeytinburnu Kültür Sanat’ta yürütüyor. Uğur Polat’ın sunduğu söyleşi dizisinde Haşlakoğlu, “mimetik bilinç” kavramı etrafında sanatın felsefe, bilim, tasarım ve yapay zekâ ile ilişkisini tartışıyor. Program, “Sanat öğretilebilir mi?” ve “Makine düşünebilir mi?” gibi sorulara odaklanıyor. İlk söyleşide “Sanat ve Felsefe” başlığı altında sanatın niteliği ve kökenleri ele alındı.

“Bir Serebral Taşma Olarak Sanat” programı, sanatın farklı disiplinlerle olan ilişkisini derinlemesine inceliyor. Uğur Polat’ın moderatörlüğünde gerçekleşen söyleşide Doç. Dr. Oğuz Haşlakoğlu, sanatı tarihsel ve kökensel bağlamıyla değerlendirerek, sanatın bir üretim değil, bilinçten taşan bir olgu olduğunu vurguladı. İlk buluşma, 24 Kasım Pazartesi akşamı saat 19.30’da “Sanat ve Felsefe” temasıyla yapıldı.

“Materyalizm ve idealizm, felsefe tarihinin dogmalarıdır.”

Haşlakoğlu, sanatı anlamlandırırken indirgemeci yaklaşımlardan kaçınılması gerektiğini belirtti:

“Serebral, beyinsel anlamına gelir. Serebral, beyinsel bir taşma ve bilinçle yakından ilişkilidir. Bu nedenle indirgemeci bir bakış açısını benimsemiyorum. Beyin ve bilinç arasındaki ilişkiye baktığımda, beynin doğrudan bilincin sebebi olduğunu düşünmüyorum; ancak bilinci de tek belirleyici olarak almıyorum. Materyalizm ve idealizm gibi iki uç görüşü, felsefe tarihinin dogmaları olarak görüyorum. Birinin reddi diğerinin de reddini beraberinde getiriyor. Artık bu dogmalardan kurtulup farklı bir perspektife yönelmenin zamanı geldi.”

“İnsan bir sınır varlıktır.”

Haşlakoğlu, sınır kavramı üzerinden insan ve sanat ilişkisini şöyle açıkladı:

“Sınırı mimetik bir kavram olarak ele aldığımda, hem birleştiren hem de ayıran bir işlev gördüğünü fark ediyorum. Bu iki yön aynı anda var olur. Mimetik bilinç, sanatı aşan bir biçimde insanı tanımlayan bir kavramdır. İnsan, sınırları olan bir varlıktır. Bu bakış açısı insanı anlamamızda önemli kazanımlar sağlar. Örneğin, Yunanistan’da ne sadece düşmanınız olur ne de sadece dostunuz; dostluk ve düşmanlık iç içedir ve kaçınılmazdır. Bu durum yalnızca ülkeler arasında değil, kardeşler arasında da geçerlidir. Sınırlar hem birleştirir hem de ayırır; bunu herkes deneyimlemiştir.”

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Günün Diğer Haberleri